Hakkımızda
İstanbul’da kebap ve toplu sipariş işini nasıl yürüttüğümüzü anlatalım
Para vermeden önce kiminle çalışacağınızı bilmek istersiniz. O yüzden bir siparişin bizde nasıl ilerlediğini, kimlere yemek yaptığımızı ve hangi sözleri verebileceğimizi açık açık yazdık.
İşin içi
Formu gönderdiğiniz an, mutfakta bir nota dönüşür
Mesajınızı bizden biri okur; otomatik bir cevap gitmez. Saat belli değilse ya da adres eksikse önce onu sorarız. Çoğu zaman iki satırlık bir soru, sonradan çıkacak üç telefonu önler.
Sonra rakamı yazarız. Porsiyon, et türü, adres, hepsi görünür olur. Ödemenin nasıl yapılacağını da bu yazışmada konuşuruz. Siz “tamam” demeden kömüre dokunmayız.
Onaydan sonrası kısa: kıyma şişe geçer, kor kızarır, kebap çevrilir. İstediğiniz saatten geriye doğru saydığımız için yemek size yolda bekleyerek değil, hesaplanmış bir sürede ulaşır. Ama bir sipariş yetişmeyecekse bunu baştan söyleriz. Sonradan özür dilemekten iyidir.
Kimlerle çalışıyoruz
Sofrası bizden kebap bekleyenler
Sipariş verenlerin çoğu şu üç beş durumdan birinde. Kendinizi hangisinde görüyorsanız oradan okuyun.
Evde akşam, kapıya kutu
Dört kişilik bir sofra için ayrı bölmeli kutular hazırlarız. Çocuğa acısız, babaya acılı: notunuza yazın, şişleri ayıralım.
Ofis öğlesi bekletilmesin
Toplantı arasında yenen yemekte beklemek can sıkar. Saati ve hangi kata çıkılacağını yazarsanız hesabı ona göre yaparız.
Davetin kaç kişi olacağı henüz belli değilse
Nişan öncesi yemek, açılış, aile buluşması… Son anda kişi sayısı oynar, bunu biliyoruz. Baştan söyleyin; fazlayı ya da eksiği nasıl toparlayacağımızı birlikte konuşalım.
Peki size ne söz veriyoruz?
Yazdığımız fiyatın neye dayandığını, söylediğimiz saatin neden o olduğunu anlatırız. Eksik ya da yanlış bir şey gelirse bize yazın; neyin ters gittiğine bakıp çözümü sizinle buluruz. Adresinize götüremeyeceksek ilk cevapta bunu da söyleriz.
Sofranızı birlikte hesaplayalım mı?
Kaç kişi olacağınızı ve günü yazın, rakamla dönelim.